Öğretmenler Forumu

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  

Haberler:

Gönderen Konu: Türkçenin doğru kullanımı  (Okunma sayısı 37968 defa)

Rindâne

  • Y
  • Tam
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 233
    • Öğretmenler Forumu
Türkçenin doğru kullanımı
« : 20 Kasım 2009, 17:52:44 »

Türkçe konuşan ve yazan insanlar alışkanlıktan olsa gerek zaman zaman Türkçeyi yanlış kullanıyorlar. Bu yanlışları hemen hemen herkes yapar. Bu başlığı açmamdaki sebep bu tür yaygın yanlış kullanımlarını ve doğrularını yazarak dilimizin mümkün olduğunca doğru kullanımına (karınca kararınca) katkıda bulunmak. Bu arada biz de bu tür yanlışlıklarımı düzeltmeye çalışalım.

 Bu kadar peşrevden sonra konuya girebiliriz.

 Noktalama işaretinden önce boşluk bırakılmaz, noktalama işaretinden sonra bir boşluk bırakılır, eğer kullandığımız işaret nokta, soru işareti ve ünlem ise bir boşluk bıraktıktan sonra büyük harf ile başlanır.

 Parantez kullanacaksak parantez açılmadan önce bir boşluk bırakılır, parantez açıldıktan sonra ve kapanmadan önce boşluk bırakılmaz, kapandıktan sonra bir boşluk bırakılır. Örnek; yukarıda (karınca kararınca) deyimini kullandığımız gibi.

 Metin içinde geçen sayılar rakam ile değil yazı ile yazılır. Ancak, metin içinde saat, para, ölçü gibi ifadeler kullanacaksak bunları rakam ile yazmalıyız. Kırk yıllık dost gibiydik ama 30 Lira borç vermedi.

 Dahi anlamında de ayrı yazılır, ben de her zaman buna dikkat etmeye çalışıyorum
Kayıtlı
Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

gemici

  • Acemi
  • **
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 71
    • Safranbolu Hasan Gemici Eğitim Uygulam Okulu
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #1 : 21 Kasım 2009, 12:02:07 »

Buna devam edelim zaman zaman. Türkçe Dersi gibi değil ama, bir çeşit Türkçenin doğru kullanımını paylaşalım.
Geçen bir televizyonda son zaman telekulak ve malum dava mağdurları üzerinden konuşuluyordu. Ekranda altyazı "........ masumiyet karinesi" diye devam ediyordu. Yanlış harf tuşlaması diye düşündüm. Sonra daha uzunca bir altyazı içinde aynı hata yinelendi. "masum" suçsuz anlamında, "masun" ise korunan anlamındadır. "masuniyet karinesi" korunma ihtiyacında olunmayı ifade eder. Yakalanan kimseye kelepçeyi vurmuşsunuz, kendisini korunamaz hale getirmişsiniz. Öyleyse bu kişiyi hukuki cezaların dışında korumanız gerek, hem kendinizden hem de başkalarından.
Kayıtlı

Rindâne

  • Y
  • Tam
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 233
    • Öğretmenler Forumu
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #2 : 06 Aralık 2009, 09:45:31 »

 En sık kullanılan yanlışlardan biri de geri iade etmek ifadesidir. İade etmek geri vermek demektir zaten. Bu yüzden geri iade etmek yerine geri vermek ya da iade etmek ifadelerinden birini kullanmak gerekir.
Kayıtlı
Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

Mehmet ÇÖMEZ

  • Moderat
  • Yeni
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 20
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #3 : 09 Aralık 2009, 22:46:00 »

Benim takıntılarımdan biri yukarıda söylenen ayrı yazılması gereken de'nin bitişik yazılması aymazlığıdır. Biri de yine ayrı yazılması gereken mı sorusunun bitişik yazılmasıdır. Eskiden tek tük ya vardı ya yoktu. Şimdi ise ayrı yazabilen kalmadı gibi. En çok da vitrinlerdeki şu yazılarda gözüme çarpıyor: "Bizimle çalışmak istermisiniz?" İstemeyiz kardeşim, istemeyiz. Daha şuncacık kuralı bile bilmeyen zavallı biriyle niye çalışmak isteyelim ki?
Kayıtlı

murat

  • Tam
  • ***
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 162
  • sevgi hoşgörü mutluluk
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #4 : 10 Aralık 2009, 21:59:05 »

   manyak birşey , süper yav, korkunç güzel, pisikopata bağlandım, şekil yapma, lastik patlatma,içim acıdı bunlara ne diyecekler ? Literatürümüzde olmayan ancak gençlerin ağzındaki kelimeler. Türkçeyi anlatmayı biz öğretmenler ne kadar çok  istesekte bu kahrolası diziler ve radyolardaki toplama sunucuları ne zaman kontrol edecekler. Neyi bekliyorlar, şemameyi mi?
Kayıtlı
hayattan çok şey bekleyenler,
hayat için ne yaptığını gözden geçirmelidir. Sizler için hazırladığım daha çok gençlerin hayatında iz bırakacak bir kitap.
 ÜCRETSİZ KİŞİSEL GELİŞİM KİTABI İLGİNİZİ ÇEKERSE link alt satır
https://sway.com/GCyRCLviwWjL32oL

Rindâne

  • Y
  • Tam
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 233
    • Öğretmenler Forumu
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #5 : 15 Aralık 2009, 16:16:57 »

Yine çok sık (belki de en sık) yapılan yanlışlardan biri de YARIN kelimesinin YÂRIN gibi söylenmesidir (sanki A harfinin üzerinde şapka varmış gibi uzatılması), televizyon sunucuları bile aynı hatayı sürekli yinelemektedirler, oysa ki ben televizyon sunucularının ses eğitimi yanında Türkçe eğitimi de aldıklarını biliyorum.
Kayıtlı
Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

gemici

  • Acemi
  • **
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 71
    • Safranbolu Hasan Gemici Eğitim Uygulam Okulu
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #6 : 15 Aralık 2009, 17:03:10 »

Umarım hep biz bize yazıp okumuyoruz.
Hitabına hayran oldum sevgili Mehmet ÇÖMEZ kardeşim; sen de benim gibi darıldığı dağa oduna gitmeyenlerdensin sanırım.
"saat ... gibi buluşalım" sözü de hatalı bir kullanımdır. saat beşe on kala on geçe buluşalım manası için saat beş sularında demek en doğrusudur. Bir de şu "yani" sözcüğünün kullanılması doğru da kullanılsa hiç hoşuma gitmiyor açıkcası.
Kayıtlı

Mehmet ÇÖMEZ

  • Moderat
  • Yeni
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 20
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #7 : 22 Aralık 2009, 00:46:50 »

Aslında söylenecek, paylaşılacak çok şey var. Söylemekle de tükenecek veya düzelecek gibi değil. Yine de aklına geldikçe birileriyle paylaşmak istiyor insan. Şu harflerin okunması sorunu var sözgelimi. Türkçe, her şey için son derece basit kuralları olan dünyanın belki de tek dili. (Bütün dilleri bilmediğim için belki diyorum.) Harflerin tek başınayken nasıl okunması gerektiği konusunda da son derece basit, en gerizekalı insanın bile kolayca kavrayabileceği bir kuralı vardır. Ünlüleri kendi sesini verir, ünsüzlerin sonuna da e ünlüsü getirilerek okunur. Anlaşılmayacak bir durum var mı? Bütün ünsüzleri sonuna e sesini getirerek okursun. Bu kadar basit bir kural başka hangi dilde var?
Örnekleyelim:
İngilizce: Bi, Si, Di, Ef öteye gitmeye gerek yok. Kural yok
Arapça: Elif, Be, Te, Se, Cim... Herkes ayrı cumhuriyet.
(Bildiğiniz dillerinkini de siz ekleyin)
Gelelim Türkçe'ye: Be, Ce, Çe, De... He, Je, Ke... Ze. Kural anlaşılıyor hemen değil mi? Bu kadar basit. Sonuna e getir! O zaman bu olur olmadık yerde H'lerin haş, aş, K'lerin Ka diye okunmasının nedeni ne? Tutup bunu bir de ideolojik boyutlara çekmek nasıl bir mantık? Yani "Pe Ke Ke dersen onun yandaşısın Pe Ka  Ka dersen düşmanısın" düşüncesi nasıl bir beynin ürünü?
Peki, Pe Ke Ke diye okuyan zatı muhterem sıra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kısaltmasını okumaya gelince neden Ka Ka Te Ce der?
Hepsi bir yana, haydi anladık İngilizce kısaltmaları İngilizce okumaya çalışıyorsun da (Üstelik beceremiyorsun) Türkçe olanları niye İngilizce okuyorsun?

Açılımı Nil ve Tuna Olan bir kuruluşun adını hangi mantıkla En Ti diye okursun?
Doğan Yayınevi ve Remzi Kitabevi bir araya gelince  kısaltmaları Di en Ar diye mi okunur. Doğan bildiğimiz Doğan değil mi? Remzi kimin Remzisi?

Bir yazılım uzantısı olan MP3 Em Pi üç diye okunduğunda hangi dilden okunmuş olur? İngilizcesi Em Pi Tri, Türkçesi Me Pe üç değil midir bunun?

Kayıtlı

murat

  • Tam
  • ***
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 162
  • sevgi hoşgörü mutluluk
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #8 : 22 Aralık 2009, 14:11:00 »

  Türkçe öğretmeni değilim. Bu nedenle şu doğrudur, bu yanlıştır ifadeleri kullanamam. Hatta teknik öğretmen olduğum için devrik cümlelerimde olabiliyor. Ancak 20 yıldır endüstri meslek liselerinde gençlerin Türkçe konusunda zayıf olmalarının sebebi kanatimce çok az okumaları. Okumayı, hatta biraz daha ötesi yazmayı ( makale, hikaye, şiir) sevdirmeyi yoksa biz öğretmenler mi başaramıyoruz. Nerede atlıyoruz, neyi kaçırıyoruz bilemiyorum. Onlara nasıl sevdirebilirizi ben hala başaramadım. Üzgünüm.
                                      :(
Kayıtlı
hayattan çok şey bekleyenler,
hayat için ne yaptığını gözden geçirmelidir. Sizler için hazırladığım daha çok gençlerin hayatında iz bırakacak bir kitap.
 ÜCRETSİZ KİŞİSEL GELİŞİM KİTABI İLGİNİZİ ÇEKERSE link alt satır
https://sway.com/GCyRCLviwWjL32oL

gemici

  • Acemi
  • **
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 71
    • Safranbolu Hasan Gemici Eğitim Uygulam Okulu
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #9 : 22 Aralık 2009, 15:36:48 »

Değerli Kardeşlerim Mehmet ve Murat;
Yazdıklarınızın da sorduklarınızın da ayağı yere basıyor. Sayınız az da olsa varsınız; yeni tabirle "iyi ki varsınız".
Endüstri Meslek Liseleri ile ilgili Murat'ın açtığı konuya yazmıştım Almanya'da lise ve teknik liselere öğrencilerin nasıl alındığını. Şunu söylemek isterim ki sorunların çözümü tek ayak üzerine değildir. İsterseniz bir ayağını birlikte bir görelim. Epey önce, sanırım bir gazete haberi ya da makalesinde şunlardan bahsediliyordu. Seçeneklerden doğruyu bulma. Seçeneklerden doğruyu bulmayı öğrenen, özümseyen bir kişinin sorunlarla baş edemeyeceğini vurguluyordu ve bu görüşe tam anlamıyla katılıyorum. Eğer ben öğretmensem, seçeneklerden doğruyu bulma metodu ile ilgili testleri yazsam da uygulasam da tasvip edemem. Düşman saldırıyor ve o güne kadar komutanın öğrenmediği, yaşamadığı bir yöntem kullanıyor; komutan açıyor telefonu genelkurmaya durumu anlatıyor ve kendisine 5 seçenek veriliyor. Dışişleri bürokratı bir anlaşma öncesi komşu ülke ile sorunları ve çözüm önerilerini görüşüyor. Öyle bir durum ki hiç karşılaşmamış; dışişlerini arıyor ve kendisine 5 seçenek veriliyor. Olası mıdır? Eğer siz İstanbul'un alındığı tarihi öğretir ve 5 seçenekli bir soru ile sorarsanız bu çok yanlış olmaz. Sonrasında soracağınız bir soru ve 5 seçenek ile asla İstanbul'un alınışının sosyolojik, ekonomik, siyasal vb. sonuçlarını test etmemelisiniz. Muhatabı bu sorunun cevabını seçenekler içinden bulmamalı. Öğrenme işi özümsenmişse, doğru anlatılmış ve doğru algılanmışsa zaten yazılı veya sözlü olarak pek de güzel anlatılabilir. Öğrencilerimizin yetişmelerinde az okuma dediğiniz herhalde test kitapları değil; edebi eserler ve fikir yazıları olmalı. Çünkü öğrencilerimiz 5 seçenekli soruların cevaplarını pek ala bulabilmek için yeterli test kitapları okurlar. Ancak şurada bir foruma katıldıklarında "de" eki ile de sözcüğünü doğru yazabilmek için pek çoğunun maalesef sadece yüzde elli şansları olur. Yani siz bir kişinin "de" eki ya da "de" sözcüğünü yanlış yazdığını görürseniz yanlış yazanların sayısını 2 olarak düşünmelisiniz. Çünkü diğer bir kişi yüzde elli şansla doğru yazanlar arasına katılmıştır.

Sistem, sistem, sistem...

Prensipler, prensipler, prensipler...

Diğer bir ifade ile doğu ile batı, kuzey ile güney bir olmadıkça kalıcı ve mutlu bir sonuca ulaşmak tesadüfi olur.

Murat kardeşim;
Türkçeyi sevdirmek için zaman ayıramadığımızı, zamanı nerelere kullanmak zorunda kaldığımızı bilmem söylemeye gerek var mı? Ayrıca tek sebep ve tek sonuç aramıyoruz; işin bir ayağı da bu demek istiyoruz.
Kayıtlı

Rindâne

  • Y
  • Tam
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 233
    • Öğretmenler Forumu
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #10 : 28 Aralık 2009, 21:01:02 »


Açılımı Nil ve Tuna Olan bir kuruluşun adını hangi mantıkla En Ti diye okursun?
Doğan Yayınevi ve Remzi Kitabevi bir araya gelince  kısaltmaları Di en Ar diye mi okunur. Doğan bildiğimiz Doğan değil mi? Remzi kimin Remzisi?

Bir yazılım uzantısı olan MP3 Em Pi üç diye okunduğunda hangi dilden okunmuş olur? İngilizcesi Em Pi Tri, Türkçesi Me Pe üç değil midir bunun?

 Cnn televizyonunu si en en diye, Ntv televizyonunu en ti vi diye okuyoruz da Trt yi neden te re te diye okuyoruz. Eğer televizyon kanalları ya da bir kuruluşun başharflerden oluşmuş ismini İngilizce kurallara göre okumamız gerekiyorsa Trt'yi de Ti ar ti diye okumamız gerekir. Haydi diyelim Cnn bir Amerikan kanalı onunkini öyle okuduk ama Ntv'yi (yanlış bilmiyorsam Nergiz Tv) ne te ve diye okumamız gerekmiyor mu. Ntv televizyonunda hafta içi hergün Yorum farkı programına çıkan  Prof. Emre Kongar doğru bir şekilde Ne Te Ve diye okuyor.
Kayıtlı
Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

murat

  • Tam
  • ***
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 162
  • sevgi hoşgörü mutluluk
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #11 : 28 Aralık 2009, 23:22:22 »

Alıntı
Öğrenme işi özümsenmişse, doğru anlatılmış ve doğru algılanmışsa zaten yazılı veya sözlü olarak pek de güzel anlatılabilir. Öğrencilerimizin yetişmelerinde az okuma dediğiniz herhalde test kitapları değil; edebi eserler ve fikir yazıları olmalı. Çünkü öğrencilerimiz 5 seçenekli soruların cevaplarını pek ala bulabilmek için yeterli test kitapları okurlar.
Sistem, sistem, sistem...

Prensipler, prensipler, prensipler...

Diğer bir ifade ile doğu ile batı, kuzey ile güney bir olmadıkça kalıcı ve mutlu bir sonuca ulaşmak tesadüfi olur.

Murat kardeşim;
Türkçeyi sevdirmek için zaman ayıramadığımızı, zamanı nerelere kullanmak zorunda kaldığımızı bilmem söylemeye gerek var mı? Ayrıca tek sebep ve tek sonuç aramıyoruz; işin bir ayağı da bu demek istiyoruz.

Bilgiyi öğretmeden önce, öğrenmeyi öğretmek işte kaçırdığımız ipucu sanırım bu. Sevgili Müdürüm.
Kayıtlı
hayattan çok şey bekleyenler,
hayat için ne yaptığını gözden geçirmelidir. Sizler için hazırladığım daha çok gençlerin hayatında iz bırakacak bir kitap.
 ÜCRETSİZ KİŞİSEL GELİŞİM KİTABI İLGİNİZİ ÇEKERSE link alt satır
https://sway.com/GCyRCLviwWjL32oL

Rindâne

  • Y
  • Tam
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 233
    • Öğretmenler Forumu
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #12 : 01 Ocak 2010, 17:24:25 »

İş ilanları.

 Falanca şirketimizde full time ya da part time çalışacak elemanlar alınacaktır. İlgilenenlerin CV lerini göndermeleri rica olunur.
Kayıtlı
Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

murat

  • Tam
  • ***
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 162
  • sevgi hoşgörü mutluluk
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #13 : 01 Ocak 2010, 19:50:50 »

aynen katılıyorumm  TURKHCE bi kere kiraz yerine khraz yazmak gibi bi şiy ama sorry ingilizce bi kelime yazni 'tukhce' gibi bi şi değil ;)

Bir genç kızın arkadaşına yazdığı not. Ne anladınız?


TÜRKÇE TURKHCE OLMASIN

Tanıtımın demo, sunucunun spiker,

Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey,

Hanım ağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?

Dükkanın store, bakkalın market, torbasının poşet,

Mağazanın süper, hiper, gros market

Ucuzluğun-indirimin damping

İlan tahtasının billboard, sayı tabelasının skorboard,

Bilgi akışının brifing, bildirgenin deklarasyon,

Merakın-uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?

Beldelerin girişinde wellcome,

Çıkışında good-bye okuyanınız var mı?

Korumanın-muhafızın body-guard,

Sanat ve meslek pirlerinin duayen,

İtibarın-saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?

Seki'nin-alanın platform-merkezin center,

Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,

Özlemin-hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?

İş hanınızı plaza, bedestenimizi galleria,

Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?

Yol üstü lokantamızın fast-food,

Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde,

Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?

İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,

Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,

Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?

Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,

Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,

Mesireyi-kır gezintisini picnic,

Bilgisayarı computer, hava yastığını air-bag,

Pekâlâyı,-olur'u okey diye söyleyeniniz var mı?

Çarpıcı-önemli haberler flash haber,

Yaşa-var ol sevinçleri oley oley

Cafe-show levhasının altında, yıldızları star diye seyredeniniz var mı?

,
Kayıtlı
hayattan çok şey bekleyenler,
hayat için ne yaptığını gözden geçirmelidir. Sizler için hazırladığım daha çok gençlerin hayatında iz bırakacak bir kitap.
 ÜCRETSİZ KİŞİSEL GELİŞİM KİTABI İLGİNİZİ ÇEKERSE link alt satır
https://sway.com/GCyRCLviwWjL32oL

Rindâne

  • Y
  • Tam
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 233
    • Öğretmenler Forumu
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #14 : 03 Ocak 2010, 16:02:53 »

Bugün (3 Ocak 2010) Avrasya Tv izlerken Yalçın Küçük Hoca Arbede kelimesinin Türkçesinin itiş kakış, izdiham kelimesinin Türkçesinin ise kalabalık olduğunu söyledi. Arbede = İtiş kakış, evet ama İzdiham kelimesi için kalabalık kelimesi kullanılabilir mi bilemiyorum. İzdiham yaşandı yerine kalabalık yaşandı dersek anlamlı olmuyor. Mehmet ÇÖMEZ hocam bizi aydınlatabilir mi acaba?
Kayıtlı
Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

Mehmet ÇÖMEZ

  • Moderat
  • Yeni
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 20
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #15 : 03 Ocak 2010, 21:18:03 »

Her ikisi de Arapça kökenli sözcük. Arapçada arbede sözcüğü kavga, itiş kakış, zıtlaşma anlamlarına geliyor. Bunda bir sorun yok. Aslında izdiham sözcüğünün anlamında da bir sorun yok. Dili sözcükler ormanına benzetir Cengiz Özakıncı. Doğru bir benzetmedir bence de. Tıpkı bir ağaç gibidir dilin sözcükleri. Kökleri vardır, gövdesi, dalları ve meyveleri, yaprakları. Sözgelimi; bir kökünden öyle dallı budaklı ve bol meyveli bir ağaç büyütmüşüz ki... gör, kör, görgü, görüngü, görsel, görmez, görücü, göz, gözlük, gözcü, gözlükçü... onlarca dal, her birinde onlarca meyve... Gel gör ki yabancı dillerden alınan her sözcük, aslında köklerini geldiği dilde bırakmış kuru bir dal parçasından başka bir şey değildir. Ne kök salar, ne meyve verir... Kimi zaman kardeşleri de düşmüştür aynı dil ormanın içine ama ne bu ormanın insanları farkındadır bu işin, ne de onlar bilirler kardeş olduklarını... İşte izdiham sözcüğü de böyledir. Kuru bir dal parçası. Aşı tutmaz, kök salmaz, meyve vermez. Üstelik bir kaç kardeşi daha vardır dilimizde, onların bile kimi zaman farkında değilizdir. Ne işe yaradığını da çok bilemediğimiz için gerekli gereksiz, yalan yanlış ekleriz onu sözlerimizin içine. Nasıl olduysa izdiham sözcüğü doğru kullanılmış. Amaç, birileri bir şeyler bildiğimizi sansın...

Zahama sözünden türemişlerdir. Sıktı, sıkıştırdı, kalabalık etti anlamlarına gelir bu sözcük. Buna bağlı olarak da izdiham; sıkma, sıkışma, kalabalık etme anlamlarına geliyor. Zahmet sözcüğü de işte o ağacın başka bir dalıdır. Anlamı yine aynıdır. Kökü ve gövdesi bizde olmayınca her ikisi de ne yavan kalıyor değil mi?.. Önce sözcüklere kendimizce farklı anlamlar yüklüyoruz, sonra biri çıkıp da "Bu aslında şu anlama geliyor.." deyince bir düş kırıklığı yaşıyoruz. Çünkü onlara genellikle taşıyabileceğinden fazla yük yüklüyoruz. Günün birinde foyası meydana çıkıyor. Tıpkı kamera sözcüğünde olduğu gibi. Şimdi desem ki size "Şu kamera sözcüğüne Türkçe bir ad bulun..." Bulacağınız, türeteceğiniz hatta uyduracağınız bütün sözcükler görmek, kaydetmek, çekmek sözcükleri çevresinde dolanacaktır. "Haydi gelin buna ODA diyelim." desem herkes itiraz edecektir. Oysa Kamera sözcüğü oda demektir... Diğer yabancı kökenli sözcüklerin geldiği dillerdeki anlamlarını da haydi biraz da siz araştırın. Takıldığınız bir yer olursa bana bir göz kırpın yeter.  ;)
Kayıtlı

Rindâne

  • Y
  • Tam
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 233
    • Öğretmenler Forumu
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #16 : 13 Ocak 2010, 16:49:42 »

 Kamera kelimesinin anlamına baktım. İngilizcede hem bizim kullandığımız anlamda çekim yapan, kaydeden anlamında kullanılıyor hem de (Hukukta) bir hakimin özel odası anlamında kullanılıyormuş. Ancak bu ikinci kullanım şekli sınırlı bir kullanım şekli olsa gerekir. Zira (anladığım kadarı ile adliyelerde) hakimlerin kullandığı oda imiş. Yani genel anlamda ODA kelimesi ile KAMERA kelimesi birbirlerini karşılamıyorlar. Oda kelimesi İngilizcede ROOM olarak yazılır.

 Bilgisayar Türkiye'ye ilk geldiğinde İngilizce ismi olan KOMPUTER olarak adlandırılıyordu ama sonradan bilgisayar olarak söylenmeye ve yazılmaya başladı. Eğer gerçekten iyi bir Türkçe isim bulunabiliyorsa insanlarımız bunu hemen benimsiyor. Bir başka örnek ise BUZDOLABI, ne kadar güzel, yaptığı işi ne kadar güzel tanımlayan bir isim.
Kayıtlı
Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

murat

  • Tam
  • ***
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 162
  • sevgi hoşgörü mutluluk
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #17 : 13 Ocak 2010, 20:48:32 »

  Mehmet Çömez hocam kameraya karşılık ben şunu buldıum siz ne düşünüyorsunuz.
görbil
bilerek değil ama uydurdum.
Kayıtlı
hayattan çok şey bekleyenler,
hayat için ne yaptığını gözden geçirmelidir. Sizler için hazırladığım daha çok gençlerin hayatında iz bırakacak bir kitap.
 ÜCRETSİZ KİŞİSEL GELİŞİM KİTABI İLGİNİZİ ÇEKERSE link alt satır
https://sway.com/GCyRCLviwWjL32oL

Mehmet ÇÖMEZ

  • Moderat
  • Yeni
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 20
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #18 : 14 Ocak 2010, 12:58:12 »

İşte söylemeye çalıştığım şey de buydu sevgili Murat. Uyduracağınız bir sözcük bile yabancı dillerden geçmiş pek çok sözcükten daha eli, yüzü düzgün ve aklı başında olacaktır. Kamera, Latince bir sözcüktür ve o dildeki karşılığı odadır. Bunun Yunanca söylenişi "kamara"dır. Kısaca, her ikisi de aynı sözcüğün başka dillerde söylenişidir. İngilizce, Fransızca, Almanca... söylenişleri de farklıdır ama sözcük yine aynı sözcüktür. İngilizcede oda anlamına gelen sözcük elbette farklı olacaktır. Onlar bu alete bir karşılık türetemedikleri için ölü bir dilden medet ummak zorunda kalmışlardır. Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi İngilizce, sözcük türetme becerisi olmayan bir dildir. Sözcük yapabilmek için üç yöntem kullanır:
1. Cümle kur, baş harflerini birleştir. Örn.: Random Access Memory= RAM
2. İki sözcük al, birinin ilk hecesine diğerinin son hecesini ekle. Örn.: Breakfast-Lunch= Brunch
3. Dilinin kökeni saydığın Latinceden kök sözcük al. Ölü olduğu için kimse sorgulamayacaktır. Böylece rahatlıkla insanlara yeni sözcük diye kakalarsın. Örn.: Camera

Gelelim sevgili Rindâne'nin kompüter-bilgisayar değişimine... ya da asıl söylemek istediği "Eğer gerçekten iyi bir Türkçe isim bulunabiliyorsa insanlarımız bunu hemen benimsiyor. " tümcesine... Ben de öyle sanıyordum sevgili Rindâne... değilmiş meğer. İnsanımız yeni ve anlaşılmaz şeyleri daha çabuk benimsiyor. Komşunun tavuğu her zaman bize kaz görünüyor. Üstelik kuş gribi olmuş tavuğu bile... Daha ülkede bu kadar yaygınlaşmadan adı "Dizüstü bilgisayar" olarak konulan aletin adı yeterince yaratıcı bir zeka ürünü olmadığı için mi son iki yıldır "leptap,leptop, laptop, laplup..." olarak değiştirildi sizce? Yabancı sözcüklerden bile hemen bıkıp yenisiyle değiştirebiliyoruz biz. Avantaj diye bir sözcük vardı dilimizde bilirsiniz. Durduk yerde edventic olmadı...

Bu konuyu daha uzun ve ayrıntılı olarak başka bir başlık altında da inceleyebiliriz aslında. Şimdi bir toplantıya katılmak üzere ayrılıyorum.

Görüşmek dileğiyle...
Kayıtlı

Rindâne

  • Y
  • Tam
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 233
    • Öğretmenler Forumu
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #19 : 25 Ocak 2010, 18:50:33 »

Bugün (25 Ocak 2010) Ntv kanalında hava durumunu izliyordum. Malum çok soğuk günler  yaşıyoruz. Hava durumunu sunan sunucu "Mecbur kalınmadıkça toplu taşıma araçlarının kullanılması gerekir" diye bir laf etti. Bildiğim kadar ile cümleye mecbur kalınmadıkça diye başlayınca sonunu olumsuz olarak bitirmek gerekir, değil mi? Yani mecbur kalınmadıkça özel araçların kullanılmaması gerekir şeklinde bir cümle olması gerekmez mi?
Kayıtlı
Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

murat

  • Tam
  • ***
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 162
  • sevgi hoşgörü mutluluk
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #20 : 26 Ocak 2010, 23:03:50 »

Bu Şahan Gökbakar'ın., Türksel reklamındaki " Aslında hiç bekliyordum." a çok uymuş. Katılıyorum.
Kayıtlı
hayattan çok şey bekleyenler,
hayat için ne yaptığını gözden geçirmelidir. Sizler için hazırladığım daha çok gençlerin hayatında iz bırakacak bir kitap.
 ÜCRETSİZ KİŞİSEL GELİŞİM KİTABI İLGİNİZİ ÇEKERSE link alt satır
https://sway.com/GCyRCLviwWjL32oL

Rindâne

  • Y
  • Tam
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 233
    • Öğretmenler Forumu
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #21 : 21 Şubat 2010, 17:25:16 »

Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi İngilizce, sözcük türetme becerisi olmayan bir dildir. Sözcük yapabilmek için üç yöntem kullanır:
1. Cümle kur, baş harflerini birleştir. Örn.: Random Access Memory= RAM

 Bu şekilde cümledeki kelimelerin baş harfleri ile yeni sözcükler bulma illeti ne yazık ki Türkçeye de bulaştı. Alışveriş merkezleri artık AVM diye anılmaya başladı. Geçenlerde bir sergi açılışına davet edildiğimde posta ile bir davet kartı geldi. Kartın sonunda LCV diye bir ibare vardı, allah allah bu da ne dedim kendi kendime, sonra internette LCV nedir diye araştırdığımda Lütfen Cevap Ver kelimelerinin kısaltılmışı olduğunu öğrendim ve çok şaşırdım. Yahu Türkçenin ne kadar üretken bir dil olduğunu unuttunuz mu? Örneğin Geri Bildirim yazsaydınız veya gelip gelmeyeceğinizi lütfen bildiriniz yazsaydınız kıyamet mi kopardı.
Kayıtlı
Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

Mehmet ÇÖMEZ

  • Moderat
  • Yeni
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 20
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #22 : 22 Şubat 2010, 10:21:33 »

Biz öğrencilerimize etkili iletişim dilinin nasıl olması gerektiğini anlatırken asıl önemli olanın söyledikleri her sözün insanların gözünde canlanmasını sağlamak olduğunu söyleriz. Hatta bir iletişim uzmanı şöyle diyordu: "İnsanlar, sözcükleri yalnızca seslendirmek yerine onları resimli tablolar halinde sunabilselerdi iletişimde çok daha başarılı olurlardı..." Buna en uygun dilin de Türkçe olduğunu her seferinde açık açık görüyoruz. Biraz dikkat ettiğinde bunu herkes rahatlıkla anlayacaktır. Sözgelimi, "tombul" dediğinizde ağzınız tombul tombul olur, onu bütün tombulluğuyla ağzınızın içinde hissedersiniz ama bunun İngilizcesi olan "fat" sözcüğünü kullandığınızda hiç böyle bir etkiyle karşılaşmazsınız. Öylesine uydurulmuş bir sözcük gibi yavan durur ağzınızda. Bir başkası; "sert" sözcüğünün yapısına bakın sözgelimi, tamamen sert ünsüzlerden (hani şu fıstıkçı Şahap sözünün ünsüzlerinden) oluşur. R ötümlü bir ses olmasına karşın yapısı serttir. "Yumuşak" sözcüğündeki y ve m ünsüzleri ise yumuşacık yapar sözcüğü ve isteseniz de sertleştiremezsiniz. Oysa yumuşak sözcüğünün İngilizcesine bakınız: SOFT... sözüm ona yumuşak anlamına geliyor ama tamamen sert üsnüzlerden oluşur. İşte bu nedenle kesinlikle yumuşak söyleyemezsiniz. İsterseniz deneyin...

Gelgelelim sayın Rindane'nin kısaltma sıkıntısına... Bir tarafımızı yırtıyoruz: "Kardeşim, anlaşılmıyorsun böyle, adam gibi, anlayabileceğimiz gibi konuş!" diye diye ama adam anlaşılmamak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Tamamen iletişim harikası olan olağanüstü bir dilin bile sözcüklerinin yalnızca baş harfleriyle konuşarak içine edebiliyor. Elden ne gelir?..
Kayıtlı

Rindâne

  • Y
  • Tam
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 233
    • Öğretmenler Forumu
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #23 : 16 Nisan 2010, 16:09:33 »

 Bugün televizyon haberlerinde bir yanardağ patlaması haberi verilince yanardağ kelimesi kafama takıldı. Yanardağ ne kadar güzel bir kelime değil mi? İfade etmek istediği mevhumu tam olarak anlatıyor. Türkçe gerçekten de mükemmel bir dil.
Kayıtlı
Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

gemici

  • Acemi
  • **
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 71
    • Safranbolu Hasan Gemici Eğitim Uygulam Okulu
Ynt: Türkçenin doğru kullanımı
« Yanıtla #24 : 28 Ekim 2011, 13:27:21 »

Bir dördüncü beşinci kişi daha katılsa şu tartışmaya; yok yok. Türkçenin niye katledilmeye maruz kaldığının küçük bir ipucu işte.
Kayıtlı
 

brazzers porno elektrik faturası ödeme