Öğretmenler Forumu

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  

Haberler:

Gönderen Konu: Martin Eden  (Okunma sayısı 5469 defa)

Rindâne

  • Y
  • Tam
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 233
    • Öğretmenler Forumu
Martin Eden
« : 29 Mayıs 2010, 20:35:10 »

 Jack London'un Martin Eden adlı kitabını lise çağlarımda okumuştum ve çok etkilenmiştim. Geçenlerde bir kitapçıda kitabı tekrar görünce aldım ve büyük bir zevkle tekrar okumaya başladım ve belki de lise çağlarımda etkilendiğimden çok daha fazla etkilendim. Eee neredeyse otuz yıllık bir yaşanmışlık farkı olaylara daha farklı bir açıdan bakabilmeyi öğretiyor olsa gerek.

 Martin Eden gemilerde çalışan, kazandığı para ile kafayı çeken, vur patlasın çal oynasın bir hayat yaşayan bir gemici. Bir gün birkaç serserinin bir genci dövmelerine şahit olur ve olaya hemen müdahale ederek genci o serserilerin elinden kurtarır. Bunun üzerine dayak yemekten kurtulan genç Martin Eden'i evlerine yemeğe davet eder.

 Martin eve gittiğinde hayatında daha önce hiç görmediği bir ihtişam ile karşılaşır, aile zengin, aristokrat bir ailedir. Yemekte dayaktan kurtulan gencin kızkardeşi olan Ruth'da vardır. Martin Eden önceleri alışık olmadığı bu ortamda nasıl davranılacağını bilemez fakat gördüğü herşey onu büyülemiştir. Aile bireylerinin konuştukları şeyler de onun pek alışık olmadığı türden konulardır. Orada kendini çok aptal ve cahil biri olarak görür.

 Martin, Ruth'a aşık olmuştur. Ve kendini ona beğendirebilmek için onlar gibi yaşamayı, onlar gibi konuşmayı öğrenmeye başlar. Günlerce kütüphaneye gider, amacı öncelikle görgü kurallarını öğrenmektir.

 Nihayet bir gün bütün cesaretini toplayarak Ruth'a telefon edip onunla görüşmek istediğini söyler ve böylece dostlukları başlar. Martin duygularını belli etmemeye çalışan bir aşıktır ve sevgilisine layık bir insan olmak istemektedir.

 Sonuç olarak Martin o kadar çok çalışır ki bir insanın çok uzun yıllar harcayarak öğrenebileceği pekçok şeyi birkaç yıl içinde öğrenir. Sonunda sevgisini Ruth'a açıklar, aslında sevgisi karşılıksız değildir. Zaman içinde iki sevgili evlenmeye karar verirler fakat aradaki sınıf farkı buna engeldir. Ruth Martin'e babasının avukatlık şirketine girmesini, çok kısa sürede yükselebileceğini, dolayısıyla o sınıfa ait bir insan olabileceğini söyler sürekli. Fakat Martin'in hedefi farklıdır, o yazar olmak istemektedir.

 Yıllarca hikayeler, öyküler, romanlar, şiirler yazar ama yazdıkları onu bir yazar yapmaya yetmez. Bir kaç öyküsü çok küçük paralarla yayınevleri tarafından satın alınır, hepsi o kadar. Bir çok gün aç kalır, evinde kiracı olarak kaldığı iyi yürekli ve fakir Maria hasta olduğu zamanlarda kendi yiyeceğini ona verir.

 Bu esnada politik açıdan da kendini geliştirmektedir, bir ortamda yaptığı politik konuşma gazetelere yansır ve ülkenin en istenmeyen adamı ilan edilir. Bu yüzden Ruth'da ondan ayrılır.

 Ve bir gün Martin Eden ülkenin en çok okunan, en beğenilen yazarı olur. Paralar oluk oluk akmaya başlar.

 Romanın bundan sonrasını yazmak doğru olmaz sanırım. Okumak isteyecekler olabilir.

 Ancak şundan bahsetmeden geçemeyeceğim. Cahil bir gemici olan Martin Eden okumaya, öğrenmeye başladıktan sonra bir gün kendi bilgisinin aristokrat geçinen bir çok kişiden çok daha derin olduğunu farkeder. O insanların aslında göz kamaştırıcı hayatları içinde sadece ve sadece yüzeysel bilgilere sahip olduklarından emindir artık ve bir zamanlar özendiği o hayat tarzının özenilecek bir tarafı olmadığını anlar.

 Jack London'ın kendi hayatından da bölümler bulunan kitapta azmin ve vefanın çok etkileyici örnekleri bulunuyor.

 Ama kitabı bitirdiğimde benim aklıma gelen söz şu oldu "Cahiller mutludur".
Kayıtlı
Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK