Öğretmenler Forumu

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  

Haberler:

Gönderen Konu: TV Reklamlarında Dilimize Yapılan İhanetler  (Okunma sayısı 9245 defa)

gemici

  • Acemi
  • **
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 71
    • Safranbolu Hasan Gemici Eğitim Uygulam Okulu
TV Reklamlarında Dilimize Yapılan İhanetler
« : 09 Haziran 2010, 12:49:52 »

Evet, ihanet diyorum, bana göre öyle.

TV reklamlarına pek bakmam, evde küçük çocuk da olmadığından buna mecbur da kalmam. Dün akşam bir diziyi izlerken reklamlar çıktı, ben de kanalı değiştirmeksizin bilgisayar başına geçtim. Tabii ki TV den gelen sesleri duyuyorum. Bir ürün reklam ediliyor (hala ne ürünüdür farkında değilim) ve anlamı sağlık bilgisi, eski dilde hıfzısıhha olan bu sözcüğe reklamda yer veriliyor "hijyen". Birden kullanıldığımı, aldatıldığımı, suiistimal edildiğimi hissediyorum. Neden biliyor musunuz?

Şu anda size o sözcüğün reklamda tam olarak nasıl kullanıldığını tam olarak söyleyemeyeceğim, rastlarsanız alıcı kulağıyla dinleyin isterseniz. "hijyen" sözcüğü dilimize tam girmemekle birlikte yazıldığı gibi okunarak kullanılagelmeye başlanmış bir sözcük oldu; bu reklamda ise ingilizce dilinde söylendiği şekilde söyleniyordu. En çok buna içim yandı, daha başka sözcük bulamıyorum teessürümü ifade etmek için. İngilizce söylenişiyle "hijyen".

Bu reklamcılara sesleniyorum; hiç mi insafınız yok, vicdanınız yok sizin. Bu topraklarda yetişmiş bir nebat yemediniz, bu topraklardan çıkan bir membadan hiç su içmediniz mi? Size neden bu emperyalistlerin oyununa geliyorsunuz demeyeceğim; bizzat emperyalist olduğunuzu düşünmekteyim çünkü. Emperyalizmin mutlaka bir devletin bir başka devlet üzerinden elde ettiği haksız kazanç olmadığını, bizzat bir kişinin bir başka kişi üzerinden haksız elde ettiklerinin de emperyalizm temelinde olduğuna inanıyorum.

Değerli okurlar beni uyarın ve deyin ki; emperyalizm yerine "sömürü" yazmanız daha doğru olmaz mıydı?

Esenlikler dilerim.
Kayıtlı

Mehmet ÇÖMEZ

  • Moderat
  • Yeni
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 20
Ynt: TV Reklamlarında Dilimize Yapılan İhanetler
« Yanıtla #1 : 18 Haziran 2010, 10:03:28 »

Sözünü ettiğiniz reklamı bilmiyorum Sayın Mehmet Bey. Anladığım kadarıyla yabancı bir sözcüğün farklı seslendirilmesinden söz ediyorsunuz. Bunu bir kaç yıldır yapıyor tanıtım dünyasında çalışan insanlar. Ağızlarını yaya yaya, yayşak ağızlarıyla öyle bir söylüyorlar ki birden kendinizi bambaşka bir galaksinin insanı olarak düşünüyorsunuz. Hem de en ilkel, en aşağılık bir galaksinin insanı. Öyle aşağılıyorlar sizi çünkü.

Dilimize yerleşmiş bir "avantaj" sözcüğü vardı biliyorsunuz. Ne olduysa birgün birden bire "EDVENTİC" diye sunulmaya başlandı reklamcılık denen içi çürümüş dünyada.

Sizler de çok iyi bilirsiniz. Bir ürün hangi markayla kullanıma girdiyse o marka bir süre sonra o ürünün adına dönüşüverir. O yüzden "tıraş bıçağı" demek varken yaygın olarak "jilet" sözcüğü kullanılıyordu. Geçtiğimiz yıllarda bir de baktım ki "CILET" oluvermiş birden bire... Üstelik "TIRAŞ" sözcüğünü de "TRAŞ" olarak yazmışlardı.


Bir kredi kartı tanıtımı yapılıyordu. Öyle ballandıra ballandıra anlattı ki ilgiyle izlemek zorunda kaldım. Gel gör ki Türkçe konuştuğunu düşünen seslendirici birden bire efendilerinin pelerinine büründü ve kartın adını "EMERİKIN EKSPRES" olarak söyleyiverdi. İşte o zaman daha bir aşağılandığımı hissettim.

Külahımızı önümüze alıp iyice düşünmeliyiz bence. Acaba bunu bize böyle sundukları için EFENDİLER midir suçlu olan, yoksa bize efendilik yapmalarına izin verdiğimiz için biz miyiz zavallı olan.
Kayıtlı

Rindâne

  • Y
  • Tam
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 228
    • Öğretmenler Forumu
Ynt: TV Reklamlarında Dilimize Yapılan İhanetler
« Yanıtla #2 : 18 Haziran 2010, 10:56:25 »

Bu olgu ne yazık ki sadece televizyon reklamlarında değil hayatın her alanında yaygın. Özellikle spor yorumcularının kullandıkları terimlerin hemen hemen hepsi yabancı kelimelerden oluşuyor. Geçenlerde bir basketbol yorumcusu bir oyuncudan bahsederken "dabıl dabıl yaptı" bir başka oyuncudan bahsederken "üç asist yaptı" gibi ifadeler kullanıyordu. Bu durumu engellemenin bir yolu var mı bilemiyorum. Bence yok...
Kayıtlı
Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

Mehmet ÇÖMEZ

  • Moderat
  • Yeni
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 20
Ynt: TV Reklamlarında Dilimize Yapılan İhanetler
« Yanıtla #3 : 18 Haziran 2010, 14:14:34 »

Bir zamanlar Osmanlıca diye adlandırılan dil de böyle yarı Arapça, yarı Farsça bir dildi. Eylem sözcükleri ise niyeyse Türkçe olarak kullanılırdı. Şimdi kullanılan dilin de pek bir farkı kalmamış. Gerçi bugün neredeyse eylem sözcüklerini bile İngilizce kullanacaklar...

Bakın size eskilerden bir olay anlatayım. Bilirsiniz meşhur "BALYEMEZ" topları vardı Osmanlıda. Bu topun adı Balyemez değildir aslında. Bir İtalyan markasıdır bu: "BALLO MESSO" Ballo messo diye diye sözcük erimiş ve olmuş bildiğiniz "Balyemez..."

Günün birinde demirbaş kayıtlarını yapan aklıevvel yazıcılardan biri Türkçe adların ne kadar banal olacağını düşünmüş olacak ki Balyemez'in Türkçe olduğunu sanarak Arapça-Farsça bir tamlamaya dönüştürmüş ve kayıtlara "ASEL NEMİ HORED" (Bal yemez sözünün karşılığı) olarak geçmiş. Şimdi "dabıl dabıl yaptı" sözü ne kadar iğrenç ötesiyse o zamanlarda da en az o kadar iğrençti. Şimdi Arapça-Farsça ile bulanık bir suya benzettikleri bu dilin adına sanat diyoruz. Kimbilir belki günün birinde " üç asist yaptı" gibi sözler de bir sanat olarak değerlendirilecektir.


Komik insanlarız vesselam... geçmişten günümüze...
Kayıtlı

gemici

  • Acemi
  • **
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 71
    • Safranbolu Hasan Gemici Eğitim Uygulam Okulu
Ynt: TV Reklamlarında Dilimize Yapılan İhanetler
« Yanıtla #4 : 19 Haziran 2010, 19:52:49 »

Bu sorun nasıl çözülür?

Çözüm oldukça umutsuz gibi görünse de muhakkak ki bir çözümü olacaktır. Bir gün adı değil kendisi "milli" olan bir bakanlık ve onun başına da gerçek bir milliyetçi bakan gelsin. Bakanlığın adı sözde değil özde Milli Eğitim Bakanlığı olsun ve bu süreç 10-20 yıl sürsün, sorun önemli ölçüde çözülür.

Eğitim olmadan bir istikametiniz asla olamaz. Bu 10 ila 20 yıllık eğitim süreci belli başlı milli kanunlarla desteklenir ve millete dayatmaca olarak değil kendileri içen yapıldığı hissiyatı verilirse genç nesiller bu sorunu çözeceklerdir umuyorum. Bir işe yaramaz gibi (cılız bir ses gibi) görünse de işte biz bir çaba gösteriyoruz; en azından biz kirlenmemeye çalışıyoruz. Bu da bir şeydir.

Ben ömrümde üzerinde yazı, resim ve benzeri bir şey olan giysi giymedim. Oğlum ve kızımın da nadir bir iki tişörtü ya vardır ya yoktur. Onlara giymeyin de demedim. Üzerinde ingilizce küfür yazan bir tişört gördüğünü söyledi arkadaşım. Tabii ki bu tişörtü ingilizce bilmeyen bir kişinin üzerinde gördü.

Ben inatla çizgimi koruyacağım. Elbette bazı yabancı sözcükler kaçınılmaz olarak dilimize girecek, tıpkı Türkçe sözcüklerin de başka dillere girdiği gibi. Ancak dilimizi yozlaştıracak kadarı tabii ki tehlikeli ve bugün o tehlikenin tam ortasındayız.
Kayıtlı

gemici

  • Acemi
  • **
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 71
    • Safranbolu Hasan Gemici Eğitim Uygulam Okulu
Ynt: TV Reklamlarında Dilimize Yapılan İhanetler
« Yanıtla #5 : 19 Haziran 2010, 19:59:49 »

Anlatacağım öyküde bazı eksikler var, düzeltilirse memnun olurum.

(Amerikalı olsa gerek) İsmin birden hatırlayamadığım  bir yazar tatilde deniz kenarında sabah yürüyüşü yaparken bir çocuğun denize bir şeyler attığını görür. Çocuğa yaklaşınca attığı şeylerin dalgalarla kıyıya vuran denizyıldızları olduğunu farkeder. Yaklaşıp çocuğa ne yaptığını sorar. Çocuk; kıyıya vuran denizyıldızlarını tekrar denize atarak kurtardığını söyler. Bunun üzerine yazar çocuğa bunun beyhude bir çaba olduğunu, bu şekilde kıyıya vuran hayvancıkların kurtarılamayacağını söyleyiverir pek de ince düşünmeden. Çocuğun verdiği cevap çok manidardır. Çocuk eline aldığı son denizyıldızını denize atarak "bak, bu kurtuldu" der"

Bir gün bir kişi, ister reklam programı olsun ya da başkaca bir etkinlik, yazı vs. Türkçeyi düzgünce kullanarak yapmışsa inanın buna bizim katkımızın olup olmadığını bilemeyiz. Kendiliğinden yapmıştır sanırız belki. Ama ben Türkçe dilinin düzgün kullanıldığını gördüğüm zaman kendi kendime "bu benim çabamla böyle güzel yapıldı" diyeceğim ve denizyıldızlarını denize geri atmaya devam edeceğim.
Kayıtlı

Mehmet ÇÖMEZ

  • Moderat
  • Yeni
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 20
Ynt: TV Reklamlarında Dilimize Yapılan İhanetler
« Yanıtla #6 : 22 Haziran 2010, 10:26:44 »

Önceki gün bir öğrencim geldi. Bir çağrı merkezinde çalışıyor kendisi ekip lideri olarak. "Hocam," dedi "her ne kadar doğrusunun SeMeSe olduğunu bilsem de bize verilen ve müşteriye okumamızı istedikleri metinlerde bunları eSeMeS diye seslendirmemizi istiyorlar. Konuşmalarımız kaydediliriyor ve uzayan bir konuşma olursa bu dikkat çekiyor. Dikkat çeken konuşma kayıtlarımızı da dinliyorlar. Eğer biz Türkçe seslendirmeye kalkışırsak insanlar bizi anlamıyorlar ve polemiğe giriyoruz. Ne yapacağımı bilemiyorum, iki arada bir derede kaldım. Keşke bunlar zamanında ilkokulda düzeltilseydi de bu kadar arada kalmasaydık..." Öylece kalakaldım. Ne diyeceğimi bilemedim. Nasıl da açıklıyor arada kalmışlığımızı değil mi? Önce ona 1933 yılında İstanbulda gerçekleşen Wagon-Lits olaylarından söz ettim biraz. İnsanların dillerine nasıl da sahip çıktıklarını anlattım. Hâlâ ikilem vardı beyninde. Gerçeklerle ona dayatılanlar arasında kalmıştı. Şimdi söylediği iki şeye bir bakalım:

1. Keşke ilkokulda düzeltilseydi: İlkokulda size C görünce Sİ, S görünce ES diye okunur mu dediler?

2. İki arada bir derede kaldım: Kalırsın tabi. İlkokul öğretmenin sana ABC'nin Türkçede nasıl okunduğunu öğretti ama sıra CD, SMS, DVD demeye gelince bunları İngilizce seslendirdi. Bu da haklı olarak -düşünmeye alıştırılmamış bir toplumun üyesi olarak- seni iki arada bir derede bıraktı.

Geçtiğimiz yıllarda Ali Kırca'nın haber izlencesine konuk olmuştu İstanbul Menkul Kıymetler Borsası yetkilisi bir şahıs. Adam YURO dedikçe Ali Kırca AVRO diye bastırıyordu sözlerinin arasında. Sonunda dayanamadı ve şöyle dedi Kırca: "Türk Dil Kurumu bu para biriminin AVRO diye seslendirilmesi gerektiğini söylüyor. Siz neden YURO diyorsunuz?" Yetkili Ulu Bilge Dandondenyus üzüntüsünü bildirdi ve "Bu, dilimizde böyle yayıldı. Keşke bu para kullanıma girmeden halletselerdi de biz de onu kullansaydık. Şimdi değiştirmesi çok zor..." dedi.

Yerleştikten sonra değişmesi ne kadar zor öyle değil mi? Oysa daha düne kadar dizüstü olarak yerleşen sözcük son 3 yıldır laptop olarak yaygınlaşmadı mı? Hani sonradan değişmesi zordu? Reklamlar yüzünden olmadı mı bu? Reklamlarda üstüne bastıra bastıra laptop diye her gün milyonlarca kez beynimize çakmadılar mı? Sıra yabancılaşmaya gelince her şey ne kadar da kolay oluyor değil mi?
Kayıtlı

Rindâne

  • Y
  • Tam
  • *****
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 228
    • Öğretmenler Forumu
Ynt: TV Reklamlarında Dilimize Yapılan İhanetler
« Yanıtla #7 : 25 Haziran 2010, 08:29:12 »

 Geçen yıl TRT televizyon kanallarından birinde oldukça kaliteli bir Türk Halk Müziği yarışma programı yayınlanıyordu. Her yarışma programında olduğu gibi seyircilerden telefon mesajı yoluyla yarışmacılara destek olmaları isteniyordu. Program sunucuları inatla "Beğendiğiniz yarışmacı için SMS "esemes" gönderin" diyorlardı. Programı yayınlayan kanala defalarca telefon ettim, defalarca E-Posta attım "SMS esemes diye okunmaz semese okunur" diye. Programı sürekli izlediğim için farkına vardım ki bu uyarılar dikkate alınıyordu, program sunucuları bir kaç defa "Aslında esemes demek doğru değil, kısa mesaj dememiz gerekir" dediler ama bir iki defa kısa mesaj dedikten sonra yine esemes demeye başladılar. Gerçekten de bir yanlış bir kere yerleştikten sonra düzeltilebilmesi sanırım pek mümkün olmuyor.
Kayıtlı
Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

gemici

  • Acemi
  • **
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 71
    • Safranbolu Hasan Gemici Eğitim Uygulam Okulu
Ynt: TV Reklamlarında Dilimize Yapılan İhanetler
« Yanıtla #8 : 26 Haziran 2010, 18:06:48 »

Siz pek çok güzel örnekler verdiniz ve işin vehametini anlatmaya devam ediyorsunuz.

Konunun başında hatırlayamadığım reklamı buldum, bilginize sunayım. Bir boya reklamında geçiyor ve bu boyanın sağlık getiren, sağlığı koruyucu etkilerini ifade etmeye çalıştıkları o lanet sözcük şu: anti hijing
Galiba İngilizce olarak tam okunuşu bu. Bu boya "anti hijing" imiş. Bir kilo alırsam namert olayım.
Kayıtlı