Öğretmenler Forumu

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  

Haberler:

Gönderen Konu: çocukluğun tarihsel gelişimi  (Okunma sayısı 11354 defa)

ismailozden

  • Yeni
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • İleti: 24
çocukluğun tarihsel gelişimi
« : 06 Mayıs 2009, 12:20:36 »


Çağdaş toplumların çocuk paradigması, üç temel ilkeyi benimser: Birincisi; her doğan çocuğun hayata iyi bir başlangıç yapması.İkincisi; nitelikli eğitim alması. Üçüncüsü ise; her çocuğun yeteneği doğrultusunda potansiyellerinin geliştirilmesi, sosyalleştirilmesidir.
Ne yazık ki , dünya ülkelerinin çoğu bu ilkelerin belirlediği standartları sunamamaktadır.

UNİCEF'in "Dünya Çocuklarının Durumu 2002 raporunda" yer alan 2000 yılını esas alan verilere göre;
     .10 milyonu aşkın çocuk çoğunluğu önlenebilir hastalıklar yüzünden ölmektedir, · Her 1000 bebek veya 5 yaşın altındaki çocuktan 81‘i ölmekte, · Gebelik ve doğum yüzünden her yıl 515 bin kadın, her 100.000  doğumda 400 anne ölmektedir


     .1990 ile 2000 yılları arasında çatışmalar yüzünden 2 milyon çocuk öldürülmüş, 6 milyon çocuk yaralanmış ya da kalıcı bir biçimde sakat kalmış, 12 milyon çocuk da evinden yurdundan olmuştur,
    .Tüm dünyadaki 35 milyon mülteci yerinden edilmiş, mültecilerin %80'ini kadınlar ve çocuklar oluşturmaktadır,

     · Tüm dünyada, 15 yaş altında tahminen 1.4 milyon çocuk HIV mikrobu taşımakta, kimi yörelerde, kızlar arasındaki HIV enfeksiyon oranları erkeklere oranla 5 beş kat fazladır, · Salgının başlamasından bu yana, 15 yaşın altında 4.3 milyon çocuk AIDS yüzünden ölmüştür,

     · Yeryüzündeki 100 milyonu aşkın çocuk yoksulluk ayırımcılık yada kaynak yetersizliği yüzünden temel eğitim olanaklarından yararlanamamaktadır. Bunların 60 milyonu kız çocuğudur. Bu çocuklar arasında ağırlığı, çalışan çocuklar, özürlüler, HIV/AIDS yada çatışmalardan etkilenen, yoksul ailelerin çocukları, etnik azınlıklara mensup olanlar, kırsal kesimlerde, varoşlarda ve ücra yörelerde yaşayanlar ve mülteci çocuklar oluşturmaktadır


     .Çatışmalar, 20. yüzyılın son on yılında 1 milyon çocuğu öksüz bırakmış yada ailelerinden koparmıştır. · Bugün yarım milyonu aşkın sayıda çocuk günde 1 dolardan az bir para ile geçinmektedir

     .Görüldüğü gibi Dünyamızdaki çocukların çoğunluğu olumsuz koşullar da yaşamaktadır. Öte yandan; fiziksel, duygusal, zihinsel ve cinsel yönden gelişimlerini tamamlayamadığı için her türlü ihmal ve istismara açık olan çocukların "kötü muameleden" korunması asırlardır toplumların ilgi alanına girmiş, tüm çocuklar ve özellikle güç koşullarda yaşayan çocukları korumak ve desteklemek çağdaş toplumların "ideali" haline gelmiştir

Çocukluğun tarihsel gelişimi
Çocukluk yaşam zincirinin doğal ve değişmez haklarından birisidir.Ancak çocukluk bebekliğin tersine doğal bir gerçeklik değil sosyokültürel bir kavramdır.Bu nedenle toplumsal kavramlar gibi norm ve değerlere göre göreceli olarak belirlenir.Çocukluk kavramı yüzyıllar boyunca değişiklik göstermiştir.




..Belli bir zamana ve topluma özgü tek bir çocukluk anlayışından söz edilemez.Devlet ideolojisi çocukluğu kendine özgü bağımlılıkları ile özel bir dönem olarak tanımlayarak okul çağı ile özdeşleştirirken bazı kesimlerde beş altı yaşını geçer geçmez yetişkin dünyasına karışan bir çocukluk anlayışı hala etkisini sürdürmektedir.


       Çocukluğun keşif süreci 13. yüzyılda başlamış bunun yansımaları 15.ve 16. yy sanat tarihinde görülebilmiştir.17. yy dan itibaren kendilerine özgü giysilere oyunlara öykülere müziğe ve resimlere sahip olmaya başladılar. 19.yy aydınlanma çağı filozofları çocukluk anlayışı ve çocuk eğitimi konusunda görüşler belirtmişler.20.yy ise çocukluk toplumun geleceğini belirleyen en önemli insan kaynağı olarak değerlendirilmiştir

Çocukluk kavramı tam olarak oluşturulmadan önce küçük çocukların yalnızca bir lokma ekmek parası kazanabilmek için saatlerce ağır işlerde çalışmak zorunda olmalarına pek kimse aldırmıyor ve toplumlarca herhangi bir gariplik görülmüyordu.Tarihte dünyaya gelen bebeklerin yarısından fazlası önlenebilir çocuk hastalıklarından yaşamların kaybediyor olmaları dahi bazen olağan karşılanıyordu Çocukların büyük çoğunluğu her zaman kısa acılı bir ömür sürmüş cehalete ve ürkütücü bir yoksulluğa maruz kalmıştır

.Yüzyıllardır çok sayıda kadın ve çocuğun kıyımına neden olan bir başka etken ise savaşlardır.1.dünya savaşının ardından evrensel barışın sağlanması amacıyla ülkeler bir araya gelip BM nin temelini oluşturdu.Milletler cemiyeti kurulduktan sonra çocukların her türlü ihmal ve istismarda öncelikle korunma haklarını vurgulamak amacıyla ve onların her hal ve koşulda yetişkinlerden daha özel olarak ele alınmaları gerektiğinden hareketle çocuk hakları bildirgesi imzalanmıştır.5 maddelik bu bildirgeyi Türkiye de imzalamıştır.


Ancak 1. dünya savaşından sonra M.C yeterliliğini yitirmiştir.2.Dünya savaşından sonra kurulan BM genel kurulundan insan hakları evrensel bildirgesi kabul edildi.Bildirgede temel insan haklarının neler olduğu saptanmakta ve bu hakları ihlal edenler sorumlu tutulmaktadır.İnsan hakları bildirgesi doğal olarak Çocukların hak ve özgürlüklerini de içermektedir

.Ancak çocukların korumaya ve gözetilmeye ihtiyaçları olduğundan hareketle bildirgenin üzerinde yapılan ayrıntılı çalışmalarla yeniden 10 maddelik bir çocuk hakları bildirgesi hazırlandı ve 20 kasım 1989 BM genel kurulunda oy birliği ile kabul edildi.

.1979 yılında tüm dünyada BM çocuk yılı olarak kutlanıldığında bu gereklilik öncelikle ele alındı.Polonyanın önerisi ile 10 yıl süren çalışmalar sonucunda Bugünkü Çocuk Hakları Sözleşmesi 20 kasım 1989 da BM Genel Kurulunda oybirliği ile onaylandı .26 Ocak 1990 da BM üye devletlerin imzasına açıldı ve önergeyi 61 ülke imzaladı.Bildirge 20 Eylül  1990 tarihinde yürürlüğe girdi.Türkiye sözleşmeyi 14 Eylül 1990 da imzalamıştır.4058 sayılı yasayla onaylanması uygun bulunmuş ve 1995 yılında 22184 sayılı resmi gazetede yayınlanmak suretiyle yürürlüğe girmiştir.
 

-Çocukların Korunmasına Yönelik Dünyadaki Gelişmeler
Dünyada Çocuk haklarının gelişimi için önemli olan bazı olaylar; · 26 Eylül 1924 -  Milletler Cemiyeti Genel Kurulunca Cenevre'de kabul edilen 5 maddelik Çocuk Hakları Bildirgesinde; çocukların fiziksel ve ruhsal olarak gelişebilecekleri ortamlarda bulundurulmaları, beslenme, sağlık hizmetlerinden yararlandırılmaları, himaye edilmeleri, felaket zamanında en önce çocuklara yardım edilmesi, her türlü istismardan korunmaları benimsenmiştir

1945-Birleşmiş Milletler ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) kurulması, · 1948-İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde çocuklara özel önem verilmesi, · 20 Kasım 1959- Çocuk Hakları Bildirgesinin Birleşmiş Milletlerce kabul edilmesi, · 1979- Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, tarafından yürütülen Çocuk Hakları Sözleşmesinin taslağının hazırlanmaya başlanması, çocuk hakları için önemli mihenk taşlarını oluşturmuştur.

    20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi, 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Hodgkin ve Newell (1998: 619-679 ) tarafından UNICEF için hazırlanan Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Uygulama Elkitabında yer alan Çocuklara ilişkin Birleşmiş Milletlerce oluşturulan diğer temel uluslar arası belgeler;


İstihdamda Asgari Yaşla İlgili 138 Sayılı ILO Sözleşmesi; Uluslar Arası Çalışma Örgütünün 26 Haziran 1973 tarihli Genel Konferansında kabul edilmiştir. Asgari yaş, zorunlu okul eğitiminin tamamlandığı yaştan aşağı ve her koşulda 15 yaştan aşağı olamayacaktı. · Birleşmiş Milletler Çocuk Ceza Adaleti Sisteminin Uygulanması Hakkında Asgari Standart Kurallar (Beijing Kuralları ); Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 29 Kasım 1985 tarih ve 40/ 33 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.

Çocuk Hakları Sözleşmesinin Temel İlkeleri
Sözleşmede yer alan 4 hak çocuklara tanınan diğer tüm hakların kullanılmasında ve devletlere yönelik görevlerin yerine getirilmesinde göz önünde bulundurulan temel ilkeler niteliğindedir.
 
1 Ayrımcılığın Önlenmesi

Sözleşmenin 2. maddesine göre taraf devletler sözleşmede yazılı olan hakların kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa kendilerinin ana babalarının vasilerinin sahip olduğu ırk renk cinsiyet dil din siyaset yada başka statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetilmeksizin tanırlar ve tahüt  ederler.   
   2 Yaşama ve Gelişme Hakkı
 
 
   Çocuk haklarına dair sözleşmenin 6. maddesine göre her çocuk yaşama hakkına sahiptir. Devlet yaşamını ve gelişimini güvence altına almakla yükümlüdür.Yaşama hakkı kişinin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü koruyabilmesi ve varlığını çeşitli etkilerle bozulmasına engel olabilmesi hakkıdır
3 Çocuğun Yüksek Yararının Korunması

Çocuk hakları sözleşmesine göre kamusal yada özel sosyal yardım kuruluşları mahkemeler veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yüksek yararı temel düşüncedir.Taraf devletler çocuğun ana babasının vasilerinin yada kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak gerekli korumayı üstlenirler ve bu amaçla uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.
4 Çocuğun Görüşlerine Saygı Gösterilmesi
 
Belli bir görüş oluşturma yeteneğine sahip her çocuğun kendini ilgilendiren bütün konularda görüşlerini serbestçe ifade edebilmesi bu görüşlere yaşı ve olgunluk derecesi göz önüne alınarak gereken önemin verilmesidir.Maddenin ikinci fıkrası çocuğa kendisini ilgilendiren herhangi idari ve adli  kovuşturmada doğrudan doğruya yada temsilci aracılığı ile yada uygun bir makam yolu ile dinleme hakkı tanımaktadır.Bu fıkra çocuğa kendi başına geleceğini tayin etme değil kararlara katılma hakkını verir .


Çocuğun Katılımının Sağlanacağı Ortamlar
 
1Genel politikaların belirlenmesinde

2Aile ortamında

3Çevrenin Korunması ve sürdürebilir kalkınmada

4 Medyada

5 Okul ortamında
                                 

                                 
HUKUKTA ÇOCUK KAVRAMI
 
   Hukukta çocuk kavramı iki anlamda kullanmıştır.Birinci anlamı çocuğu yetişkinden ayırmak ikinci anlamda ise ana babaya olan soy bağını belirtmek amacıyla kullanılmaktadır.

Medeni Kanuna göre küçüklüğün başlangıcı ve sonu

 
1)Küçüklüğün başlangıcı.Medeni kanuna göre kişiliğin kazanabilmesi dolayısıyla çocukluğun başlayabilmesi için çocuğun sağ olarak ve tam olarak doğmuş olması gerekir.Tam doğum:Çocuğu ana bedeninden tümüyle ayrılması anlamına gelir.Sağ doğum: Çocuğun ana bedeninden yaşayarak ayrılmasıdır.Ceninin hukuki durumu Henüz doğmamış ana rahmindeki çocuğa cenin denir.Medeni kanunun 27 maddesine göre çocuk sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren başlayarak medeni haklardan yararlanır.  

   2)Küçüklüğün sonu Küçüklük kişinin  düşsel olgunluğa ulaşması ile sona erer.Türk medeni kanununa göre rüşt 18 yaşını doldurmasıyla başlar.Ancak medeni kanun bazı durumlarda 18 yaşını tamamlamasından öncede rüşt olunabileceğini de belirtmiştir.  


TÜRKİYEDE ÇOCUK OLGUSU

           1990 Nüfus sayımı sonuçlarına göre çocuk nüfusun toplamı 28.909.200 Bu sayının genel nüfusa oranı %41.78 dir.Çocuk nüfusun %42.37 si erkek %48.63 ü kadındır.Bu istatistikler Türkiyenin batılı ülkelerle karşılaştırıldığında önemli ölçüde çocuk nüfusa sahip olduğu görülür.Çocuk sayısındaki bu ciddi göstergeler Türkiyede çocuk nüfus devlet ve toplum içinde önemli bir toplumsal olgu olarak yer almaktadır.
Türkiyede güç koşullar altındaki çocuklar
1)Çalışan Çocuklar  
   Devlet İstatistik Enstitüsü rakamlarına göre 12 –14 yaş arası 2 milyon 784 bin 289 çocuktan %21.96 sı çalışmaktadır.15 –18 yaş arası çocuktan %39.72’si çalışmaktadır.Bu oranlara dahil edilmeyen 12 yaş altında bir çok çocuk sokak ve işyerlerinde yasalara ve Çocuk Hakları Sözleşmesine aykırı olarak çalıştırılmaktadır



2)Çocuklara fiziksel ceza ve şiddet 
   4- 12 yaşlar arasındaki 50473 çocuk üzerinde yapılan bir araştırma çocukların cinsiyet farkı olmaksızın %62.60 nın fiziksel cezaya maruz kaldıklarını ortaya koymuştur.Bu araştırma bütün yaş gruplarında fiziksel ceza alan çocukların fiziksel ceza almayan çocuklara göre çoğunlukta olduğunu da ortaya koymaktadır.


)Sokak çocukları
Emniyet Genel Müdürlüğünün verilerine göre 1998 itibariyle çocuklar Türkiyede 20bin 311 suç işlemiştir.10-18 yaş grubundaki çocukların işlediği suçlar arasında ilk sırayı hırsızlık almaktadır.Yaralama, gasp, darp, kız kaçırma bunu izleyen diğer suçlardır.


4)Doğal felaketler ve göçler
 
   Çocuk olgusunu tehdit eden çocukların yaşam hakkını olumsuz etkileyen etkenler arasında doğal felaketler ile zorunlu göçler önemli yer tutmaktadır.


5)Yerel çocuk sorunları
   Belli bir yöreye özgü çocuk sorunları vardır.Türkiyede her bölgenin sosyo-ekonomik ve kültürel yapısına özgü çocuk sorunların rastlanmaktadır.Ülkeye genellenemeyen ancak bölgelere özgü önemli toplumsal sorun olarak bu tür olaylara rastlanmaktadır.

Bütün bu göstergeler;
        Türk toplumunun çocuk gerçeğinin Çocuk Hakları Sözleşmesiyle öngörülen bazı hedeflerin oldukça gerisinde olduğu bazı ilkelerin gerçekleşmesi için kat edilmesi gereken belli bir mesafe olduğunu göstermektedir.

Kayıtlı